DUYGU NEDİR? DUYGU KURAMLARI NELERDİR? DUYGUSAL ZEKA NEDİR?


DUYGULAR


 Türk Dil Kurumu’na göre duygu kavramı ‘’ bir olay, kimse ya da nesnenin insanın iç dünyasında oluşturduğu, uyandırdığı yankı, etki, tepki, izlenim.’’ olarak tanımlanmıştır.
Duygu insanın gerçek düşüncelerini ortaya çıkarır. Duygular öznel yaşantımızda, duygusal davranış boyutlarımızda ve fizyolojik olaylar karşısında ortaya çıkmaktadır. Duygular sonucu ortaya anılar çıkar. Her anın içinde duygu vardır.

 Temel duygular 1970'lerde, psikolog Paul Eckman, tüm insan kültürlerinde evrensel olarak yaşadığını öne sürdüğü altı temel duyguyu tanımladı.  Tanımladığı duygular ‘’mutluluk, üzüntü, iğrenme, korku, sürpriz ve öfke’’. Daha sonra ‘’gurur, utanç ve heyecan’’ gibi şeyleri içerecek şekilde temel duygular listesini genişletti.

DUYGU KURAMLARI

 Temel duygu kuramlarında fizyolojik teoriler tepkilerdir. Nörolojik teoriler duygusal davranışlarıdır. Ve son olarak bilişsel teoriler düşünce ve zihinsel aktivitelerdir.

A) James – Lange Kuramı

 William James ve Carl Lange tarafından ortaya konulan kurama göre beden çevrede gerçekleşen belirli özelliklere göre tepkide bulunur ve bu tepkinin farkına varıldığında fizyolojik değişmelerle birlikte duygu durumu meydana gelir. Vücutta gözlerin büyümesi, tüylerin diken diken olması beraberinde duyguları oluşturmaktadır. Vücutta ortaya çıkan o anın etkisiyle oluşan terleme, yüzün beyazlaşması gibi fizyolojik unsurlar sonrasında korku ile ilgili duygu yaşandığını ifade etmek mümkündür.

 Bu kuramda bir olay  olur ve olaya tepki verir, verdiğimiz tepki sonucu duygu yaşarız.

 B) Cannon – Brad Duygu Kuramı

Talamus duygu teorisi olarak da bilinen Cannon-Bard duygu teorisi, Walter Cannon ve Philip Bard  tarafından geliştirilen duygunun fizyolojik bir açıklamasıdır. Cannon-Bard teorisi duyguları hissettiğimizi ve terleme, titreme ve kas gerginliği gibi fizyolojik reaksiyonları aynı anda yaşadığımızı belirtir. Talamus bir uyarıcıya yanıt olarak beyne bir mesaj gönderdiğinde, fizyolojik bir reaksiyonla sonuçlandığında duyguların ortaya çıkması görülmektedir. Cannon-Bard duygu teorisine göre, bir uyarıcıya tepki veriyoruz ve aynı anda ilgili duyguları deneyimliyoruz.

C) Bilişsel Duygu Kuramı

 Bilişsel kuramlarda bedendeki fizyolojik değişikliklerin şekillenmesinde bilişsel unsurlar olarak tanımlanan algı, anlayış, edinilen bilgi ve tecrübelerin kodlanma ve geri çağrılma şekilleri, düşünme şekilleri gibi zihinsel süreçler etkilidir. Schachter ve Singer fizyolojik temelli kuramlardan farklı olarak her bir duygu durumuna ilişkin fizyolojik temel bulmanın çok zor olduğunu ileri sürmektedirler. Olayları hatırlama, algılayış ve işleme biçimlerimiz, düşünce yapılarımız gibi zihinsel süreçleri barındıran bilişsel faktörler duyguların oluşmasında etkilidir.
Bu kuramda bir olay olur ve olaya tepki veririz. Verdiğimiz tepki sonucu uyarı alır ve yorumlarız. Ardından duygu yaşarız.

DUYGUSAL ZEKA

 Goleman, Mayer ve Salovey’ e göre duygusal zeka düşüncelerini ve davranışlarınızı yönlendiren ve başkalarını etkileyen duygusal bilgilerdir. Duygusal zeka bilişsel zekanın yanında olmazsa olmazdır. Bilinen, uzman olunan bilgi ile tek başına hareket etmek olmamalıdır. Aynı zamanda duygusal zeka ile hareket eden yöneticilerin daha başaralı ve iş haytalarında daha üst yerlerde olduğu yapılan araştırmalar sonucunda görülmektedir. Bu yüzdendir ki duygusal zeka ve bilişsel zeka beraber kullanılmalıdır.

 Duygusal zeka, iş arkadaşlarımızla empati kurarken, önemli kişilerle olan ilişkilerimiz hakkında derin konuşmalar yaptığımız ve asi veya çaresiz bir çocuğu yönetmeye çalıştığımız zaman kullandığımız şeydir. Başkalarıyla bağlantı kurmamıza, kendimizi daha iyi anlamamıza ve daha otantik, sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürdürmemize izin veriyor.

DUYGUSAL ZEKA ÜZERİNDE ETKİLİ OLAN ETMENLER

 Daniel Goleman’a göre, duygusal zekanın beş bileşeni vardır.

1- Öz farkındalık: Kendi duygularını ve etkilerini tanıma yeteneğidir. Kısacası özgüvendir.
2- Kendini Düzeltme: İrade, dürüstlük, uyum ve yenilik çerçevesinde kendini tamamlamadır.
3- Motivasyon: Hedeflere ulaşmada grubun girişimini arttırmak için kullanılan psikolojik etkidir.
4- Empati: Başkalarını anlamak, başkalarını geliştirmek ve farkındalık  yaratmaktır.
5- Sosyal Beceriler: Etki, iletişim, liderlik, çatışma yönetimi, işbirliği ve takım yetenekleridir.

DUYGUSAL ZEKA MODELLERİ

 1900'lerde, zekanın geleneksel tanımları hafıza ve problem çözme gibi bilişsel yönleri vurgulasa da, 1920’lerin başlarında, EL Thorndike “sosyal zekayı”, başkalarını anlama ve yönetme becerisi olarak tanımladı, 1983’te Howard Gardner, kişilerarası zekanın (niyetleri, motivasyonları ve arzuları anlama kapasitesi) çoklu zekâ fikrini açıkladı, diğer kişilerin arasında ve kişilerarası zekâ (kendini anlama, duygularını, korkularını ve motivasyonlarını takdir etme kapasitesi) performans sonuçlarını açıklamaya yardımcı oldu. “Duygusal zeka” teriminin ilk kullanımı genellikle Wayne Payne tarafından, 1985'ten Duygusal Zekanın Geliştirilmesi, Duygu Çalışması ile ilişkilendirilir, ancak bundan önce “duygusal zeka” terimi Leuner'de (1966) ortaya çıkmıştır. Stanley Greenspan (1989) ayrıca bir EI modeli ortaya koymuş; bunu Salovey ve Mayer (1990) ve Daniel Goleman (1995) izlemiştir. 2000 yılında, bir özellik olarak duygusal zeka ile bir yetenek olarak duygusal zeka arasında bir ayrım yapılmıştır.

A) Salovey – Mayer ( Yetenek Tabanlı ) Model

 Salovey ve Mayer’in duygusal zeka kuramının ilk olarak 1990’da bir kitapta yayınlandığı ortaya çıktı. O sırada Salovey, Yale Üniversitesi'nde profesördü, Mayer ise doktora sonrası araştırmacıydı. Konuyla ilgili çok sayıda makale araştırdılar ve yayınladılar. Tanımlarına göre,  duygusal zeka kendi duygularınız ve diğer insanların hakkındaki bilgileri işleme yeteneğidir. Bu, düşüncelerinizi ve davranışlarınızı yönlendirmek için bu bilgileri kullanma yeteneğidir. Bu nedenle duygusal olarak zeki insanlar duygularını kullanır, anlar ve yönetir.

B) Reuven Bar-On Modeli

 Bar-On, duygusal ve sosyal yeterliliklerden kaynaklanan birbirine bağlı bir davranış sistemi olduğu önerisini ortaya koydu. Bu yetkinliklerin performans ve davranış üzerinde bir etkisi olduğunu savunuyor. Bar-On'ın modeli beş ölçekten oluşur: kendini algılama, kendini ifade etme, kişilerarası, karar verme ve stres yönetimidir.

 Bar-On’un 15 alt boyutu: özsaygı, kendini gerçekleştirme, duygusal öz farkındalık, duygusal ifade, atılganlık, bağımsızlık, kişilerarası ilişkiler, empati, sosyal sorumluluk, problem çözme,  gerçeklik testi, dürtü kontrolü, esneklik, stres toleransı ve iyimserlik.   Bar-On'a göre, bu yeterlilikler, insan davranışını ve ilişkilerini yönlendirir.

C) Daniel Goleman Modeli

 Goleman'a göre duygusal yeterlilikler doğuştan gelen yetenekler değil, üstün performans elde etmek için üzerinde çalışılması ve geliştirilmesi gereken öğrenilmiş yeteneklerdir. Goleman, bireylerin duygusal yeterlikleri öğrenme potansiyellerini belirleyen genel bir duygusal zekayla doğduklarına inanmaktadır.

D) Robert K. Cooper – Saqaf ( Dört Köşe Taşlı ) Modeli

 Cooper ve Sawaf’a göre duygusal zeka; duyguların gücünü, insan enerjisi, bilgisi, ilişkileri ve etkisinin bir kaynağı olarak duyumsama, anlama ve etkin bir biçimde kullanma yeteneği olarak tanımlanabilir.



Yorumlar